Türkiye Numerolojisi │ Kova Çağı ve Anadolu Misyonu

Türkiye Cumhuriyeti’nin Karması ve Yeni Çağdaki Görevi


türkiye, numeroloji, numeroloji nedir, numeroloji 2020, numeroloji 2021, pin kodu, insanın pin kodu, numeroloji nedir ,pin kodu hesaplama, numeroloji hesaplama, numeroloji pin kodu, hayatın pin kodu, anadolu misyonu, türkiye karması, anadolu karması, ruhsal, bilgi, türkiye 2021

Ruh varlıkları beşer olarak dünyaya enkarne olup (bedenlenip) bu fizik alemdeki tekamül serüvenlerinde, bilgi ve deneyimlerini arttırarak evrensel yasalara uyumlanma sürecini (yükselişi) yaşarlar. Daha yaşlı olan ruhlar ise genellikle daha fazla deneyim çeşitliliği barındırdığından dolayı, tarihin her döneminde o uygarlığın o zamandaki en ileri düzeyde yaşandığı bölgelere enkarne olurlar (doğarlar). Bu bölgeler aynı zamanda ilahi planların yani Kuran-ı Kerim’in indirildiği, kutsal ışığın direkt olarak düşürüldüğü yerlerdir. Kutsal ışıktan kasıt; bizim tekamül planı olarak bağlı bulunduğumuz Sirius (Şir’a) yıldızının kontrolündeki yüksek bilgi ve maneviyat enerjisidir. Medeniyetlerin yükselişini, çöküşünü ve kültürlerin çekim odağı haline gelmesini belirleyen kıstas; yine bu ilahi nurdur.

Ülkemize ruhçuluk (spiritüalizm) akımını getiren Dr. Bedri Ruhselman tarafından temelleri atılan “Metapsişik Tetkikler ve İlmi Araştırmalar Derneği” ve “Bilyay Vakfı” tarafından devam ettirilen çalışmalar ile ulaşılan bilgi ve kanaate göre;

Aydınlanma çağına girilirken, Türk Ulusunun görevli bir millet olarak seçildiğini ve ilahi nurun merkezinin de Anadolu olarak sabitlendiğini neo-spiritüalizm öğretisi kapsamında görmekteyiz.

Numerolojik bakış açısıyla ele alındığında dünyanın başka hiçbir coğrafyasında görülmeyen sağanak halindeki yaşlı ruhlar akını, son 30 yıldır bu toprakları adeta bombardımana tutmuştur. (1980’ler sonrası kendi kuşaklarında çoğunluk oluşturan ve Taksim’de isyan eden indigolar. Yani 8. Çakrası kuvvetli 11’ler veya 11+8’ler.)

Bu topraklara bedenlenmekte olan ruhların vizyon ve misyonları ile Türkiye (numerolojik değeri 8’dir) Cumhuriyeti’nin (numerolojik değeri 11’dir) kuruluş hedefleri arasında bariz bir örtüşme olduğu görülmektedir.

Türkiye Cumhuriyeti’nin Karması

Anadolu’ya doğmayı seçen her ruh varlığı, bu toprakların karmasına ortak olmayı kabul etmiş sayılır. Tıpkı varlıkların kendi bireysel ve aile karmasını taşıması gibi, ülke karmaları da onlara tekamüllerinde kullanmaları üzere gerekli olan ekstra yakıtı sağlar. Türkiye Cumhuriyeti’ni yaşayan canlı bir varlık olarak kabul edersek; bu topraklara doğmayı seçen herkesin, ülkenin numerolojik tasarımından birebir etkilendiğini kabul etmek durumundayız. Harflere ve sayılara göre ülkemizin çakra dökümünü aşağıda gördükten sonra yorumlarla devam edeceğiz.

Sesli Harfler;

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

3 9 5 3 3 9 5 9

17 29

8 11

Sesli harflerde 11+8’den 19 kulvarına yürümek isteyen bir ülke görmekteyiz. Yani maddi değerler (8) ile manevi değerleri (11) sentezleyerek bu dünyadan mezun olma kapısını temsil eden 19’luk mertebesine ulaşmanın hedeflendiğini görüyoruz. Ülkenin tasarımının; kurucusu olan ulu önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk Paşa (sırasıyla 1+5+6+5+2 ‘den sadeleşerek 11+8=19) tarafından çalışılan tekamül ekseniyle aynı paralelde olduğu, yani ülkeyi kuran liderin ve ülkenin aynı şekilde 11+8’den 19’u hedeflemesi dikkatli takipçilerin gözünden kaçmayacaktır.

Harflerin çakralara göre dökümüne gelirsek:

Türkiye Cumhuriyeti

0 x

9 x x x x x

8 x

7 x

6 ––

5 x x

4 x

3 x x x x

2 x x x

1 ––

Ülkenin karmik borç olarak 1. ve 6. çakralarda harfinin olmadığını, üçüncü ve dokuzuncu çakralarda ise aşırı harf baskısından muzdarip olduğunu görmekteyiz. Daha kendi benliğini oturtmadan ve birey olamadan (1) aile içinde uyum, huzur ve dengeyi sağlama (6) çabalarının hüsranla biterek genellikle ayrılıklarla sonuçlanması tesadüf değildir. Halkımızın gündelik isimlerinde %60’ının 6. çakrayı sıfırdan aktive ettiğini hesaba katarsak, toplumsal barışı sağlama yönünde daha çok yolumuz olduğunu anlarız.

Zaten ülkenin 6. çakradaki karması ve bu çakrayı tekrar aktive etme çabası nedeniyle, bu topraklara da çoğunlukla aynı şekilde bu çakradan karma taşıyan ruhlar doğmakta. Tam olarak bu sebepten ötürü; ülkemizdeki popülasyonun büyük bir yüzdesi idrak sorunu yaşayan ve yamuk burunla gezen bir toplum oluşturmakta. Çünkü 6’nın boşluğu genelde yamuk burun ile sonuçlanır ve idrak yollarını tıkar.

Buradaki asıl amaç; ruhlar kendileri aile olma, sevgi bilinci geliştirme ve idrak seviyelerini yükseltme çabaları ile tekamül ederken, bu çabaları sayesinde ülkenin de 6. çakrası şifalanıp karma dönüştürmekte. Bu noktada bağımlılıkların (en çok alkol ve sigara) ülkenin diğer harf olmayan karmik borçlu çakrasını yani 1. çakrayı aktive etmedeki en büyük engel olduğunu da hatırlayalım.

Kendisine gösterilen azıcık şefkat ve güler yüze kanıp (2) çocuksu ve saf doğasıyla kolay kandırılabilir (9) gibi gözüken Anadolu halkı, şaşmayan sezgileriyle (9) dünyaya bilgelik alanında (9) liderlik etmeye (1) yazgılıdır.

9. çakradaki aşırı duygusallık ve fanatizm (kendi doğru bildiklerini başkalarına dayatma arzusu), bilgisinden fazla fikrinin olması ile birleşince (6 boş eğitim şart) aşırı çağırışım ve zihin faaliyetiyle beraber (5), çok ve boş konuşmaya (3) yol açmaktadır.

Sezgilerin 10. çakrada genelde açık ve yoğun olmasını ve şifa enerjilerinde (9) şampiyonluğu elden bırakmamasını ise; dünyanın hiçbir lisanında 9. çakrayı temsil eden “i ı r” harf grubunun kişi isimlerinde bu kadar sık ve rekor seviyede tekrar edilmemesine borçluyuz.

Tabi ki çağlar boyu bu topraklara adeta sağanak gibi yağan veliler ve evliyalar akını boşa gitmemiştir. Güçlü 3. çakrasından gelen savaşçı bir millet olmanın yanı sıra “ismi ile müsemma” lafından yola çıkarsak; 2. çakradan gelen meziyetlerle “ana-dolu” kelimesinin hakkını verir şekilde anaçlık, bakma, besleme ve büyütme gibi özelliklerde güçlü olduğunu görüyoruz. Dikkat edersek Anadolu kelimesinin Türkiye Cumhuriyeti’nin tasarımındaki bütün eksik harfleri tamamladığını görürüz (1 ve 6).

Bu aşamada doğum tarihinden gelen Dan Millman hesaplaması sonuçlarına bakalım

Doğum/Kuruluş Yılı: 29.10.1923

2+9+1+0+1+9+2+3 = 27

Dan Millman Yaşam Yolu Kulvarı : 27/9

Dan Millman yöntemine göre, manevi olgunlaşma (27) sonucu bilgelik vizyonu tekrar ediliyor (9). Manevi bilgilerini sağlamlaştırarak insanlık ailesini kardeşliğe götürecek olan sentezlerin bu topraklardan çıkacağını ve tüm dünya insanlarının bütün hastalıklarının şifasını bulacağını söylemek yerinde olur.

Takviyelerle birlikte son durumu görecek olursak eğer:

0 x

x x 9 x x x x x

8 x

x 7 x

x 6 ––

5 x x

x 4 x

x 3 x x x x

x x x 2 x x x

x x 1 ––

2. çakrada aşırı takviye; dengesizce aşırı vericilik sonucu vere vere verem olarak, elinde bir şey kalmayınca da küstüm ben oynamıyorum (abartılı 9 çocuksuluğu) deyip, sarkacın öteki ucuna savrularak aşırı bencil olma riskini taşımaktadır. Sonuç olarak harf desteği olmayan 1. çakra ve yoğun baskılı harf desteği olan 2. çakra arasındaki dengenin kurulması, daha anlaşılır bir tabirle eril ve dişil prensibin kendi yerlerine oturmasıyla ancak hedefe ulaşılacaktır. Bunun aksi durumları gözlemlemek için; geçmiş dönemlerde ülkemizdeki adeta bir erkek hatlarıyla eril görünüşe sahip kadınlara ve tabi tam tersi şekilde kadınsı hatlara sahip olan, dişil bir görünüşe sahip erkeklere bakabiliriz. Son dönemlerde bu durumun azaldığı gözlemleniyor tabi ki.

Doğu ve Batı arasında köprü vazifesi gören Anadolu; hem coğrafi hem enerjetik bakımdan dünya üzerinde yin ve yangı, eril ve dişili, bilim ve dini, temsil eden doğu ve batının birleşim noktasında konuşlanmıştır (Avrupa ve Asya kıtalarının köprüsü). Birbirleriyle zıt gibi görünen sanat ve teknik, analiz ve sezgi, güç ve sevgi, yani maddi değerler ile manevi değerler bu topraklarda sentezlenecektir.

Anadolu tarihinde Horasan velilerinin başlattığı 19’ların mayasının tutma zamanı gelmektedir. Anadolu halkı, çağlar boyunca büyük bir esneklik ve uyum sağlama uygulamasından geçirilmiştir. Buna örnek olarak; herhangi bir doğal afet söz konusu olduğunda diğer ulusların aksine büyük bir dayanışma ve yardımlaşma faaliyetinin toplu bir çabayla verildiğini gösterebiliriz.

“Anadolu” kelimesinin harflerini “Türkiye Cumhuriyeti” çakralarına eklersek, eksik olan 1. çakra “A” harfleriyle, 6. çakra ise “O” harfiyle takviye edilerek tamamen eksiksiz hale gelmektedir. Yani “Anadolu Türkiye Cumhuriyeti” ifadesinde hiçbir eksik harf yoktur. Böylece bu topraklar tekamlünü tamamlayacak ve dünyadan mezun olmak isteyen ruhların önde gelen tercihi olabilecektir. Yakın tarihimizde ülke yöneticilerinin, Türkiye’nin isminin “Anadolu Cumhuriyeti” olarak değiştirilmesi fikrini ortaya atmalarının arkasında, kişilerin kendilerinin bile farkında olmadığı asıl ilahi sebep budur. Çünkü “Anadolu Cumhuriyeti” isminde de eksik harf yoktur. Bu yöneticiler bu fikri; ülkenin bazı dünyevi sebepleri için çözüm olarak düşündüklerini sansalar bile, arka planda asıl ruhsal fikir, ülkenin tekamülünü tamamlayıp Dünya’nın yükselişine ve şifasına atılacak büyük bir adımdı. Her birimiz ruhlarımızın ilhamları ile hareket ederiz, fakat yaptıklarımızın sebeplerini basit dünyevi kavramlar olduğunu sanırız.

Dünyanın hiçbir yerinde hem Atlantis’ten (kalp çakrası bloke sol el yolu 11’ler) gelen hem de Mu’dan (kalp çakrası açık sağ el yolu 19’lar) gelen varlıklar; ülkemizdeki kadar içli dışlı bir araya getirilmiş değildir. İnsanlığı birleştiren bilgiyi yayma görevi de bu topraktaki vazifedar varlıklar tarafından yürütülmektedir.

İstatistiksel olarak ele alındığında ise; Türkçe’de sıkça kullanılan kadın ve erkek isimlerinin başka hiçbir ülkede görülmediği kadar yoğun bir biçimde kalp (4. çakra), boğaz (5. çakra) ve astral beden çakralarının (9. çakra) harflerini taşımakta olduğunu görmekteyiz. Bu da Yeni Çağa uyumlanırken Kova Çağı’nın gereklerinin yerine getirildiğine, yani hayata kalbin süzgecinden geçmiş bir bilgelikle bakma sentezinin bu topraklardan çıkacağına işarettir. Ergün Arıkdal’ın (11+8) söylediği gibi, “Muhakkak ki her dönem, kendi şartları içerisinde vazifeli bir milleti ortaya çıkarmıştır”.

Bir insanın derin sularda batmakta olduğunu fark etmeden (6’nın boşluğu farkındalık eksikliği) yüzeye çıkmaya çalışmayı akıl edemeyeceğini düşünün. Ancak ayakları en dibe, zemine çarpınca çıkması gerektiğini idrak edecek (6) ve harekete geçecektir (1). İşte bu misaldeki gibi ülkemizdeki psikolojik ve ahlaki seviyenin günden güne gerilemekte ve yozlaşmakta oluşunu incelersek; cinselliği suistimal eden (2), egoist (3), kaba kuvvete dayalı (4) ve yalanı normal kabul eden (5 ve 7) nefsaniyet güdümündeki tüketim (8) kültürünün, ülkenin bu örnekteki gibi dibe vuruşunu sağlayacağı ve oradan da bizi bir çıkış aramaya mecbur edeceğini gözlemleriz. Yani tüm çakraların çukuruna girmesi, ihtiyacı olan şok etkisini sağlayacaktır.

Vicdan realitesinin ortaya çıkabilmesi için ahlaki kargaşanın en üst seviyede yaşanması gerekir. Kendilerini devamlı olarak ilk üç çakra boyutunda ifade etmekten sıkılan varlıkların 4. çakra boyutu realitesine geçmeye çalışması ve bunun yollarının arayışında olması kaçınılmazdır. Bu arayışta esas bilgi kaynağı olan İlâhî Nizam ve Kâinat adlı eser onlara ışık tutacaktır. Anadolu’nun kozmopolit yapısı; on binlerce yıldır bu topraklarda yeşeren değişik kültürlerin karşılıklı etkileşimleri sonucu, ender rastlanabilecek bir ruhsal tecrübe çeşitliliğini mümkün kılmıştır. Bu varlıklar 11’lerin öncülüğünde, bağımlılıklarından ve fazlalıklarından kurtulup Ra Misyonu’nu aşabilirlerse, küresel çaptaki Kova Çağı dönüşümünü başlatacak ve dünyayı cennete çevireceklerdir.